| Sınav Kaygısı

SINAV VE DERSHANELER 1980 yıllara kadar dershane sınırlı sayıda öğrencilerin takviye ders aldıkları, sınavlara hazırlandıkları yerlerdi. Genelde ekonomik durumu iyi olan gençlere yönelikdi. Önceleri sadece İstanbul ve Anakarada bulunmaktaydı. Dieğr Anadolu illerinden maddi durumu iyi olan gençler İstanbul'un ve Ankara'nın yolunu tutardı ve bir yerlere yerleşirdi. Kısacası sınavlara giren öğrencilerin çoğunluğu dershanelere gitmezdi. Bu yüzden dershanelere parası olan kişilere hizmet eden yerler gözüyle bakılırdı. Şimdi ise dershaneye gitmek sınava hazırlanan nerdeyse her öğrenci için bir uğrak yeri. Sadece büyük kentlerde değil bütün illerde ve hatta çoğu ilçelerde artık dershaneler var ve sınavları kazanmak için bu kurumlara da devam etmek bir olgu adeta. Peki bu günkü dershane sektör olarak gerçekten parası olanlar için mi çalışıyor ? Hayır, bugünkü dershane sektör olarak heryerde herkese ulaşmaya çalışıyor. Hatta ekonomik durumu ne olursa olsun potansiyel sahibi gençleri de buluyor. Bunu tabiki sadece kendi hayrına değil, oluşan çarkın ve sistemin gereği olarak yapıyor. Yüzlerce öğrenciye potansiyeli ne olursa olsun kapılarını açarken kendi kontroluyla belli oranlarda potansiyel sahibi gençleri de buluyor, karşılıksız kurs veriyor. Çünkü seçtiği bu öğrencilerin gösterecği muhtemel başarı aynı zamanda kendi başarıları olarak da kabul edilecektir. İlginçtir ki dershaneler bu şekilde kendi hallerine kalacak gençleri keşfetmiş oluyorlar. İşte ilginç olan bu. Çünkü dershaneler doğuşu itibarıyla parası olanlara hizmet veren kurumlarken şimdi parası olmayanları da keşfedip ülkeye kazandıran kurumlar haline gelmekte. Eğitmde fırsat eşitsizliği yaratan kurumlar olarak görülürken şuanda adeta fırsat sağlayan yerler haline dönüşmekte. Oysa fırsatı ve eşitliği devletin yaratması beklenir. Dershanalerin ortaya çıkmasının mantığında böyle bir ilke veya düşünce olmamasına rağmen bu hale gelmesi ilginç bir çelişkidir. Dershaneler bu yönüyle eğitim sistemi içinde yönlendiricilik ve belirleyicilik açısından damgasını vurmakta. Son haliyle de sadece zengin çocuklarını değil fakir çocuklarını da hazırlaması ve bu şekilde fırsat sağlamada bir denge unusuru olması ilginç bir gelişmedir. Demek ki fırsat eşitliğini sağlamak için kurulan bazı teorik modeller yeterli olmamakta. Aynı şekilde kamunun dışında oluşan eğitim sunma biçimleri ve modellerini de bir çırpıda yararsız hatta zararlı kurumlar olarak etiketlemek de pek gerçekci olmamakta. Kısacası pratik teoriyi zmaan zaman aşmakta. Türk eğitim sistemiyle ilgili çalışmaların başarılı olmasını istiyorsak bu gerçeği göz ardı etmememiz gerekir. DOÇ. DR. İRFAN ERDOĞAN
SINAV KAYGISI Yaşamda var olma mücadelesi sürdükçe kaygıda beraberinde gelecek fakat bu belli bir dozu aşıp ulaşılmak istenen hedefler önüne engel oluşturmaya başlarsa sorunlu hale gelmiş demektir. Belli bir dozda olması ilerlemek için itici güç oluşturabilir ama fazlası ileriye gitmek için engel.
Ülkemizde geleceğini arayan gençlerin toplandığı adres ise ÖSS . Ülkenin koşulları gereği, eğitim sistemi gereği gençlerin koşulları gereği yol buradan geçmektedir. Yol buradan geçtiğinden de hem gençler hem aileleri uzun soluklu bir maratona hazırlanmaktadırlar. Bu hazırlık süreci telaşlı, karmaşık, yoğun ve sıkıntılı olabilmektedir. Çoğu kişi için de kaygıyla geçen daha doğrusu geçmek bilmeyen günler demektir. ÖSS’ye hazırlanan gençler çoğu zaman kendi beklentilerinden daha ziyade ailenin ve çevrenin beklentileri altında sıkışıp kalmaktadırlar. Durumu biraz daha ileriye götürüp çevreye karşı, akrabalara karşı, aileye karşı kendini kanıtlama savaşına dönüştürenler olmaktadır. Durum böyle olunca ailenin prestijinin sorumluluğunuda sınava giren gençler üstüne almaktadırlar. Bunlar her zaman farkında olarak geliştirilen durumlar değil ama ailelerin yanlış tutumlarıda bunu beslemektedir. Ve sınav bir kabus olmaya başladıkça kişideki gerilim artmakta, bir süre sonra kaygı kontrol edilmekten çıkmaktadır. Hükümetin sınavla ilgili düzenleme yapmak amacıyla kamuoyuna yansıyan tasarı ÖSS’ye hazırlanan gençlerdeki kaygıyı tetiklemektedir. Çünkü öğrenciler yaklaşan bir sınava bir sürü belirsizlikler içinde gireceklerdir. Belirsizlik ise kaygıyı dahada arttıran bir durumdur. Eğer tasarı yasalaşırsa kişilerin hazırlıklı olmadığı bir durum ortaya çıkacağından tedirginlik artacaktır. Bu kaygılı dönemde zaten ÖSS sınavı ile ilgili bir çok şeyi abartılı olarak algılama eğiliminde olan gençler bu tartışmalı ortamdan olumsuz olarak etkileneceklerdir. Her olumsuz etkileniş ise onların motivasyonu ve ilerleyişi önünde engeldir. Burada aslında kaygı yaratan durum tabiki sınav değil kişinin sınava yüklediği anlam ve sınavı algılayış biçimi. 300 Bine yakın insanın girebildiği ve bir buçuk milyon gencin ise açıkta kaldığı bir sınavda gençlerin ister istemez bu sınava yükledikleri anlam değişiyor. Kaygı ise kişilerde konsantrasyon zorluğu, unutkanlık,karar verme zorluğu ve karamsarlığa neden olduğundan yeteneğin altında performansa neden olmaktadır. Hazırlanma sürecindede zaman kaybına yol açmaktadır. Kaygı ilerlediğinde bir uzmandan yardım alınarak bu durumla başa çıkmaya çalışılmalıdır. Kaygı kişinin kontrolünden çıktığında kendi başına bunu yenmesi zorlaşmaktadır. Nasıl algılarsak, nasıl düşünürsek öyle hissederiz. Sınava yüklediğimiz anlam işi sınav olmaktan çıkardığından bir çok fiziksel şikayetlerde bu kaygılı duruma eşlik etmeye başlıyor. Cücudun hormon salgısı değişir, solunum bu durumdan etkilenir, kaslar gerginleşir, bağırsak hareketlei etkilenir, nabız hızlanır, terleme,titrreme,mide bulantısı, halsizlik, aşırı tedirginlik gibi durumlar ortaya çıkabilir. Kaygısı yüksek kişiler çoğunlukla sinirli, gergin, yorgun, tedirgin ve kendilerini yalnız hissedebilirler. Bütün bu belirtiler ise kişinin çevreyle olan ilişkilerini etkilediğinden ve sınava hazırlanma sürecini olumsuz etkilediğinden uzun sürede umutsuzluğa ve karamsarlığa yol açabilir. Kişi bütün bildiklerini unutmuş gibi hissedebilir ve kafasında sürekli olumsuz senaryolar üretebilir yada kendisini çaresiz hissedebilir. Yapılması gereken şey öncelikle kişinin bu düşünceyi sorgulamasıdır. Sınav benim için ne anlama geliyor, ailem için ne anlama geliyor, çevrem için ne anlama geliyor. Sınav benim kişiliğimi ,değerimi, hayattaki önemimi belirleyen bir şeymi? Ben mi böyle algılıyorum diye kendi düşüncelerini sorgulayıp geliştirdiği düşünce kalıbını değiştirmesi önemli. Çünkü bu konu ile ilgili geliştirdiği düşünce kalıbı bir çok şeyi olumsuz hissetmesine ve güvensizliğe neden olmaktadır. Gerçekçi düşünmekten ve değerlendirme yapmaktan kişi koptukça kendisinide olduğu gibi algılayamıyor ve olduğundan daha değersiz olduğundan daha yeteneksiz ve beceriksiz olarak algılamaya başlıyor. Düşünce bazındaki bu olumsuz gidiş hemen duygularına ve tavırlarına yansıyor ve kişi kaygının olumsuz bir ürünü olmaya başlıyor. Ailelerle sınav konusunun konuşulması ve endişelerin paylaşılması oldukça önemlidir. Ailenin, gencin değerini sınava bağlamadığını, sınavın sadece bir yarış olduğunu , kişilik meselesi olmasığını ve sonucun ne olursa olsun kabul edilebilir olduğunu hissettirmesi gerekir. Nefes egzersizleri ve gevşeme egzersizleri ile kaygıyı azaltmak mümkün. Asıl yapılması gereken kaygıdan kaçmak yerine üstüne gitmek, sorgulamak farkında olunmayan yanları bilinir hale getirmektir. Olumsuz beklenti ve düşüncelerle mücadele etmek , önemli oluşunu ve kendi değerini şartlara bağlamamak ve kendini kabul etmek önemlidir. Bütün gençlere geleceklerini arama ve kurma yolunda başarı ve umut diliyorum. Psk. Ali Rıza Erdoğan
KAYGI BOZUKLUĞU VE SINAV KAYGISI Olumlu ve Olumsuz Düşüncelerin Kaygı ile İlişkisi Kaygı dediğimiz duygunun temelinde yatan şeylerden biride olumsuz düşünceler olduğunu farkındamıyız acaba?
Olumlu düşünen insanlar ile olumsuz düşünenler arasındaki farklar nelerdir? Bu sorunun yanıtlarını hiç düşündünüz mü? Gelin İsterseniz birlikte düşünelim.
Yukarıda da gördüğünüz gibi konumuz düşünce üzerine odaklanıyor. Öyleyse öncelikle düşüncelerim özelliklerine ve düşüncenin nasıl bir güce sahip olduğuna bakalım.
İster inanın ister inanmayın; ama düşüncelerimizi biz seçiyoruz. Geçmiş yaşanmış ve bitmiştir. Bunu değiştiremeyiz; ama geçmiş hakkındaki düşüncelerimizi değiştirebiliriz.
Eğer bir şeyin doğruluğuna inanıyorsanız doğrudur. Doğru olmadığına inanıyorsanız doğru değildir. Nasıl baktığınıza bağlı bardak "hem yarım dolu, hem yarı boştur" içinden düşünmeyi seçtiğiniz milyonlarca düşünce var. Neye inanmayı seciyorsam, o benim için gerçek olur.
Düşüncelerinizi gözden geçirin. Sorun ne olursa olsun kökeni bir düşünce kalıbında yatıyordur. DÜŞÜNCE KALIPLARI DEĞİŞTİRİLEBİLİR. Elinize bir kağıt kalem alın. Hemen şimdi üniversite sınavı ile ilgili düşüncelerinizi maddeler halinde yazın. Daha sonra bakın kaç tanesi olumlu kaç tanesi olumsuz. Bir süre durun ve düşüncelerinizi yakalamaya çalışın. Şu anda neler düşünüyorsunuz ünüversite sınavı ile ilgili düşünceleri yakalamak kolay bir şey değil. Çünkü düşünceler çok hızlı hareket ediyor. Ağzınızdan çıkan sözlere dikkat etmeye çalışın.
Bu sözler olumsuzluk içeriyorsa, çümleyi olumlu bitirmeye gayret edin. Yada cümleyi tamamlamadan bitirin.
Şimdi bir kafeteryada açık büfede yemek sırasında olduğunuzu fark edin. Burada çeşit çeşit yemekler yerine, çeşit çeşit düşünceler var. Nasılki açık büfede istediğiniz yemeği seçmekte özgürsünüz. Aynı şekilde bu düşünce çeşitlerinden de istediğinizi seçmekte özgürsünüz. İşte bu seçtiklerinizle yarınınızı yaratıyor olacaksınız. Nasıl ki size dokunan tadını sevmediğiz yemekleri seçmek size zarar verecekse, size acı veren ve sorun yaratan düşünceleri seçmekle de kendinize zarar vermiş oluyorsunuz. Hangi yiyeceğin bize dokunduğunu fark ettiğimizde ondan uzak dururuz değil mi? Düşünceler içinde aynı şey geçerli SIKINTI VEREN VE BİZİ ÇIKMAZA SOKAN DÜŞÜNCELERDEN UZAK DURUN!"Zihniniz, İstediğiniz şekilde kullanmayı seçtiğiniz bir araçtır." Dikkatinizi neye yoğunlaştırırsanız o daha da artar. Biz merkeze dikkat ettiğimiz şeyi koyarız. Bu yaşamınızda kalıcı hale gelir. Olumsuzluktan uzaklaşın ve dikkatinizi olmak, yapmak, sahip olmak istediğiniz şeyler üzerine yoğunlaştırın. Olumlu düşünen insanların, düşüncelerinin farkına varan ve gücünü keşfeden kişiler olduğunu unutmayın.
İsterseniz şimdi olumlu ve olumsuz düşüncelerin kaygı ile olan ilişkisine bakalım;
İnsanlar yaşadıkları bir olay ile ilgili olarak kafalarında, düşünceler oluştururlar. Bu düşünceleri daha önceki deneyimler de etkiler. Olumsuz bir olay yaşadığınızda olumsuz düşünceler otomatik olarak beyninizi doldurmaya başlar. Bu olumsuz düşünceler olumsuz duygular oluşturur, kendinizi kötü hissetmenize sebep olur. Bu olumsuz duygular davranışlarınızı etkilemektedir.
İşte olumsuz düşünen bir kişinin yaşadıkları;
Bunu bir örnekle açıklayalım; | Olay | | Düşünceler | | Duygular | | Davranışlar | | | | | | | | | Deneme sınavında düşük puan almak | | - Eyvah kazanamayacağım - Yapamıyorum - Kazanamazsam çevreme ne derim? | | - Endişe - Üzüntü -Öfke - Kaygı | | - Uzun bir süre dersin başında duramamak - Soruları yanlış okumak - Ellerin titremesi |
Bunun sonucunda da öğrenci sınav sırasında; işlem hataları, yapabilir; ayrıca doğru sonuç bulup-yanlış şıkkı işaretlemek, okuduğunu anlamamak,soruyu yanlış okumak gibi hatalar yapabilir.
Bir de sadece olay ile ilgili düşünceyi değiştirip olumlu düşünmeyi başaran bir kişinin yaşadıklarına bakalım: | Olay | | Düşünceler | | Duygular | | Davranışlar | | | | | | | | | Deneme sınavında düşük puan almak | | Sınav puanım düşük bunu kabul ediyorum. Ancak eksiklerimi iyi tespit edersem ve öğrenmek için yeterli süreyi ve çabayı verirsem, eksiklerimin büyük bir kısmını kapatabilirim | | - Rahatlama - Kendini iyi hissetme - Kendini yeterli hissetme | | Tekrar eksikleri doğrultusunda ders çalışmaya başlama ve başarı. |
Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi olumsuz düşünen kişide kaygı var. Olumlu düşünen kişide kaygıya çözüm üretiyor. Düşüncelerimiz bizim düşüncelerimiz ise ve onları biz seçiyorsak niye kaygı duygusunu uyandıran düşünceleri seçelim ki!
Kendinizi kötü hissettiğinizde (kaygı, gergin, sıkıntılı v.b.) elinize bir kağıt ve kalem alın. Bu duyguya hangi düşüncenin veya düşüncelerin sebep olabileceğini kendinize sorun ve bunları yazın.
Şimdi bu olumsuz düşünceler yerine nasıl olumlu düşünceler koyabileceğimizi yani olumsuz düşüncelerle nasıl baş edebileceğimizi öğrenmeniz gerekiyor. İşte bazı yöntemler:
Bir kağıda yazdığımız olumsuz düşüncelerin gerçekçi olup olmadığına bakmamız gerekiyor. Böyle düşümenin ne gibi kanıtları var elimizde? Yoksa gerçekçi ve gerçekçi olmayan düşünceleri doğru buluyorlar mı? Bu soruları sorun kendinize, büyük olasılıkla olumsuz düşüncelerin ve özellikle aşırı genellemelerin gerçek dışı düşünceler olduklarını göreceksiniz. Şu örneği inceleyelim:
Olay: Öğrencinin deneme sınavı yaparken üst üste 5 soruyu çözememesi...
Oluşan düşünce: Eyvah! yapamıyorum. Bundan sonraki soruları da çözemeyeceğim, sorular çok zormuş.
Duygu: Engellenme - umutsuzluğa kapılma.
Yukarıdaki olumsuz düşünce kalıplarına baktığımızda, öğrencinin arka arkaya beş soruyu çözememesi, bundan sonra gelen soruları da çözemeyeceği anlamına gelebilir mi? Burada öğrencinin yaptığı şey aşırı engellemedir.
Olumsuz sonuçlanan bir olayla karşılaştığımızda olaya genelde tek bir pencereden bakarız ve büyük çoğunlukla da kara bir pencereden. Başka pencerelerin farklı bakış açılarının da olabileceğini düşünmeyiz.
Çoğu zaman doğrudan bizi ilgilendiren olaylara tarafsız bakmak zor olabilmektedir. Canınızı sıkan bir olan ya da olumsuz bir sonuç yaşadığınızda olayın dışına çıkıp kendinize ve yaşadığınız olaya dışardan bakabilirseniz daha objektif düşünebilirsiniz. Bunu kolaylaştırmak için de kendinize şöyle bir soru sorabilirsiniz. " Bir başkası, yaşadığınız olayı veya sorunu size anlatsa ona ne derdiniz veya olayı nasıl yorumlardınız?
İşte size bir örnek:
Deneme sınavı sonucunuz geldi. Sınav sonucuna baktığımızda beklediğinizin çok altında bir puan aldığınızı gördünüz. Oysa çalışmıştınız. Bu durum karşısında; büyük bir olasılıkla, o kadar çalışmıştım bana hiçbir faydası olmadı, boşa gitti, artık çalışmayacağım vb. şeyler düşünmeye başlayaçaksınız.
Şimdi; böyle bir durumu bir arkadaşınız yaşasaydı ve gelip size anlatsaydı ona ne derdiniz? Bunları mı söylerdiniz? Büyük olasılıkla ona; böyle düşünmemesini, yanlış düşündüğünü söylerdiniz. Peki bunu neden kendimize söyleyemiyoruz?
Olumsuz düşünceleri sorgulamanın diğer bir yolu ise kendimize bazı soruları sormaktan geçer. Düşüncelerimizi olumsuza odaklaştırmanın hiç yararını gördünüz mü? Olumsuz düşünceler kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor mu? Amaçlarınıza ulaşmanızı kolaylaştırıyor mu? Bunlara vereceğiniz yanıt büyük ihtimalle "hayır" olacaktır. Öyleyse olumsuz düşünceleri atıp yerine olumlu düşünceler üretmeniz gerekiyor.
Örneğin; | Olumsuz ve otomatik düşünce | | Olumlu, gerçekçi, yeni düşünce | Derslerim kötü gidiyor. Sınav puanlarım düşük Üniversite sınavını kazanamayacağım. | | Sınav puanlarım düşük bunu kabul ediyorum. Ancak eksiklerimi iyi tespit edersem ve öğrenmek için yeterli çabayı gösterirsem öğrenebilirim. |
Yukarıdaki örnekte olduğu gibi sizi kaygılandıran olumsuz düşünceleri bir kağıda yazın daha sonra yerine gerçekçi ve olumlu düşünceleri üretmeye başlayın, eğer isterseniz bunu başarabilirsiniz.
Sorun ne olursa olsun; kökeni, yanlış düşünce kalıplarında yatmaktadır ve düşünce kalıpları değişebilir.
|